Hastalarımızın sıkça sordukları sorular
Ağrıları dindirip yaşam kalitesini artırmak mümkün müdür?
Günümüzde ortalama yaşam süresinin uzaması , hareketsiz yaşam tarzı, gelişen teknolojiyle birlikte hayatımıza giren elektronik alet, cep telefonu ve internet gibi aletlerin yaydığı elektromanyetik dalgalara maruziyetin artması, uygunsuz beslenme gibi nedenlerle kronik ağrılı insanların sayısı gittikçe artmaktadır. Bu gün gelişmiş batı toplumlarında en önemli sağlık problemlerinden biri kronik ağrıdır ve sağlık harcamaları içinde önemli bir yer tutmaktadır.
Hepimizin çevresinde kimi zaman romatizma kimi zaman kireçlenme kimi zaman da fıtık gibi bazı hastalık isimleri ile dillendirdikleri ağrılar nedeniyle acı çeken, hareketleri, dolaysıyla yaşamı kısıtlanmış ve bu durumu kabullenmiş pek çok insan vardır.
Müzmin yani kronik ağrıları düzeltmek en azından sosyal yaşamını kısıtlamayacak düzeye getirmek mümkündür. Bu hastaların %90'ınından fazlasının ağrıları tatminkar düzeyde azaltılabilmektedir. Bu artık ağrıların katlanılması gereken bir durum, kader olmadığını kabul eden ve bu konuda çalışan ağrı tanı ve tedavisi uygulayan doktorlar ve merkezler sayesinde olmaktadır.
Kronik ağrıya yol açan pek çok neden vardır ve her hastanın durumu kendine özeldir. Bütün baş ağrılarının ya da bel ağrılarının sebebi aynı değildir. Dolayısıyla her hasta tek tek değerlendirlip tedavisi de kişiye özel planlanmalıdır. "Şu elimde görmüş olduğunuz ilacı, suyu için iyileşirsiniz" gibi herkese iyi gelen bir yöntem yok maalesef.
Tüm baş ağrıları migren midir? Tedavisi var mıdır?
Baş ağrısı özellikle genç ve orta yaşta insanların sık yaşadıkları ağrılı durumlardan biridir. Pek çoğunun tanısı da maalesef dost sohbetlerinde ya da kendi kendine konur ve bu tanı da migrendir. Hastaların çoğu hekime baş vurduklarında şikayet olarak ağrılarını anlatmak yerine "benim migrenim var" şeklinde bir ifade kullanırlar. Hekim tarafından konulmayan bu tanıların pek çoğu yanlıştır. Bazen hastalar kendi koydukları migren tanılarına istinaden gereksiz ilaç kullanmaktadırlar. Oysaki migren baş ağrısı nedenlerinden sadece bir tanesidir.
Baş ağrıları nadir de olsa bazen tümör, anevrizma gibi önemli bazı hastalıkların bulgusu olabilir, ki bu nedenler acil müdahale gerektirir. Bu nadir durumların dışında ağrı, sıklıkla baş, boyun kasları ve boyun omurlarından kaynaklanır. Yeterince zaman ayrılarak yapılan iyi bir muayene sonucunda çoğunlukla doğru tanı konulabilir. Tedavileri nedenine göre farklılıklar gösterir. Bazen ilaçlarla bazen de uygun girişimsel yöntemlerle başarı ile tedavi edilebilirler.
Kalça ve dizlerdeki kireçlenmeler nedeniyle oluşan ağrıların tek tedavisi ameliyat mıdır?
Kalça ve dizlerdeki özellikle orta yaş üzerindeki insanlarda daha sık görülen, halk arasında kireçlenme diye adlandırılan osteoartroz, yaşamı kısıtlayan, eve bazen de bir sandalyeye mahkum eden sıkıntılı bir durumdur. Diğer tedavi yöntemlerine cevap vermeyen durumlarda cerrahi tedavi (protez) uzunca bir süre hastanın yaşam kalitesini artırabilir. Ancak pek çok hastada ilaçlar, fizik tedavi uygulamaları, nöral terapi, bazı girişimsel yöntemler tatminkar bir rahatlama sağlayabilmektedir. Bu yöntem ve ilaçların yetmediği durumlarda uygun hastalarda hekim kontrolünde opioid grubu ilaçların kullanımı da başarılı sonuçlar verebilmektedir.
Bel ağrılarının tedavisinde ağrı kliniklerinde uygulanan farklı tedavi yöntemleri var mı?
Bel ağrıları pek çoğumuzun yaşamının bir döneminde yaşadığı ya da yaşayacağı sık görülen ağrılı durumlardan biridir. Bel ağrılarının %15'inde önemli bir hastalğın bulgusu olabilir. Bu yüzden istirahatle rahatlamayan, gece ağrıları olan ateşle birlikte seyreden ya da idrar, gaita tutamama, ayak yada bacaklarda ilerleyici güçsüzlük gibi nörolojik bulgularla seyreden durumlarda gecikmeden hekime başvurulmalıdır.
Pek çoğu ciddi bir tedavi gerektirmeksizin geçer. Küçük bir kısmı ise kronikleşir. Her zaman için ilk tedavi seçenekleri ağrı kesiciler. Nöral terapi, mauel terapi ve uygun fizik tedavi yöntemlerinin uygulanmasıdır. Bu yöntemlere cevap vermeyen ağrılarda, ağrı kliniklerinde ağrının nedenine bağlı olarak değişen farklı girişimsel yöntemler uygulanabilir. Bu girişimsel yöntemler genellikle özel görüntüleme teknikleri altında yapılır ve çeşitli bölgesel ilaç uygulamaları ve ağrıyı ileten bazı sinirlere yada disklere radyofrekans uygulamaları gibi özel teknolojik donanım gerektiren ve bu konuda deneyimli hekimler tarafından uygulanabilen yöntemleri içerir. Bu uygulamalar sonrasında iyilik halinin korunabilmesi için uygun egzersiz ve rehabilitasyon programlarının uygulanması da önemlidir.
Kanser ağrıları rahatlatılabilir mi?
Kanser ağrıları da başarıyla tedavi edilebilmektedir. Ağrı tedavisinde pek çok ilaç, girişimsel teknikler (sinir blokajları, epidural veveya spinal port) ve davranış terapileri uygulanabilmektedir. Bu hastaların tedavisindeki büyük sıkıntı hasta yakınlarının ve bazı doktorların artık yapılabilecek bir şey kalmadığına inanmasıdır. Oysa kanser tedavisi için bir şey yapılamıyorsa bile onun oluşturduğu sıkıntılar giderilebilir, yaşam kalitesi ve hasta konforu artırılabilinir. Hasta ve hasta yakınları böyle durumlarda kendilerini çaresizlik içinde hissetmeyip ağrı kliniklerine başvurup yardım istemelidirler.
Ağrı tedavisinde alternatif yöntemlerin yeri neresidir?
Ağrı oluş mekanizması, iletim mekanizması karışık hala üzerinde çalışılan bilinmeyenleri bulunan bir olgudur. Bu yüzden coğu zaman klasik tedaviler yetersiz kalmakta ve ağrıyı yok edememektedir. Bu durumda acı içindeki hasta çaresiz kalmakta duyduğu ya da gördüğü herşeyi denemektedir. Alternatif yöntemler ihtiyaçtan doğmaktadır. Ancak alternatif kelimesi tam doğru değildir. Bu tedaviler alternatif değil tamamlayıcı tıp yöntemleridir. Dünya literatüründe de bu isimle anılırlar. Ağrı tedavisinde sadece bir yöntem değil de bir kaç yöntemin birlikte uygulanması daha etkin ve kısa çözümler sunabilmektedir. Bunların bir kısmı binlerce yıldır kullanılan ve denen bilgilerdir. Çin tıbbının dünyaya öğrettiği akapunktur, Hint kültürünün öğrettiği ayurveda, anadolu kültüründen günümüze ulaşan bitkisel tedavi şekillerine, Almanyadan tüm dünyaya yayılan nöral terapi ve yine teknolojinin gelişmesiyle paralel gelişen biyofoton, manyetik alan tedavileri, ozon tedavisi gibi yeni tamamlayıcı tıp yöntemleri kullanıma girmiştir. Unutulmaması gereken bu yöntemlerin tamamlayıcı yöntemler olduğunun bilinmesi ve doktor kontrolünde, tedaviye ilavesiyle daha etkin ve kısa süreli tedavinin sağlanabileceğidir.