
Fizyogem fizik tedavi merkezin'nde uzman doktor olarak çalışmaya başladı
Mayıs, 2008
Uzmanlığını tamamladıktan sonra mecburi hizmet için Adana Devlet hastanesinde uzman doktor olarak göreve başladı.
Mart, 2006
İstanbulda Nöral terapi eğitimlerine başladı.
Ekim , 2003
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon bölümünde uzmanlık eğitimine başladı
Ocak, 1999
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesinden mezun oldu
Uzman Dr. Kudret Parpar
"Kendimi bildiğim günden beri doktor olmak istedim. Etrafımda çaresizlik içinde okadar çok insan vardı ki işe yarar bişeyler yapmak istediğimden doktor olmak istedim sanırım. Bu yolda çıkan hiçbir engel beni yolumdan alıkoymadı. Aslında çok çalıştığım uykusuz kaldığım günlerde bile yaptığımdan vazgeçmeyi düşünmedim.Tıp fakültesine başlayınca doktor olacağım kesinleşmişti de ne doktoru olacağıma karar verememiştim. İlk yıllarımda kadın doğumcu olacağım diyordum ancak doğumhanede geçen ilk günümden sonra hemen vazgeçtim. Sonra çocuk doktoru olmaya karar verdim ama hasta çocuklar insanda mutsuzluk uyandırıyor ayrıca onları anlayamıyordum da yine vazgeçtim.Pratisyen doktor olarak Osmaniye'nin Hasanbeyli ilçesinde işe başladım. İlk görev yerleri unutulmuyor gerçekten. Sağlık ocağının koşulları yetersiz yaptığım iş ise beni tatmin etmiyordu. Sağlık ocağında çalıştığım o günlerde özel bir hastanenin kardiyoloji yoğun bakımında çalışmaya başladım. Kardiyolojiyi sevdim.İşe yaradığını fazlasıyla hissediyor insan. Kalp kriziyle geliyor hasta hemen ilaç veriyorsun ya da anjiografi yapıyor damar açıcı işler yapıyorsun hasta kısa sürede güle oynaya çıkıyor.Tabi kardiyoloji uzmanları yapıyor o sıralarda ben izliyorum tamam dedim kardiyolog olayım. Habire uzmanlık sınavına çalışıyorum TUS duymuşsunuzdur. Sınavlara girip çıkıyorum ama olmuyor bir türlü. O sıralarda yine sağlık ocağında mutlu değildim. Hastalar sıklıkla reçete yazdırmaya geliyorlardı ve ben kendimi katip gibi hissetmeye başlamıştım doktor olduğumu hissedemez olmuştum. Sağlık ocağındaki görevimden istifa ettim. Adana'da özel bir hastanede işe başladım. Önce dahiliye servisinde gastroentereloji uzmanlarına yardım ediyordum. Yeni şeyler öğrenmek beni hep heyecanlandırır ancak bir yıl sonra bir pratisyen olarak yeterince öğrendiğimi düşünüp hematoloji bölümüne geçtim.Hayatım ve tıp mesleğine bakışım da o günlerde değişti. Çalışma hayatımın en renkli ve önemli günleriydi. Hematoloji hocasından hem hematolojiyi öğreniyordum hem de bir hasta sevgiyle ve şefkatle nasıl tedavi edilir onu görüyordum. Ben de işimi hep sevdim ama eğitimim boyunca hastalıklar öğretildiğinden sanırım kişiye odaklanmayı öğrenememiştim. Tıp eğitimi böyle olmalıydı gerçekten de birebir usta çırak. O kocaman anfilerde veya 40 kişiyle yapılan hastane vizitlerinde hastalar hastalıkları öğrenmek için konu mankeni olmuşlar. O günlerde çaresizliğin insaların hayatına kendi soktukları duygular olduğunu öğrendim. Çaresizlik yoktu herkese ve herşeye verebileceğimiz birşeyimiz vardı. Kanser hastalarına, ya da tedavisi henüz batı tıbbınca bulunamamış kronik hastalıklara yapılacak bişey kalmadı bununla yaşamayı öğreneceksin deyip sırtımızı dönmemek gerektiğini öğrendim. Sonra yukarda adından bahsettiğim sevgili hocam Prof.Dr.Rikkat Koçak emekli oldu ve ayrıldı ben yine aynı hastanenin kardiyoloji servisine geçtim. Bu arada Osmangazi Üniversitesi Algoloji hocası çok sevgili hocam bana dedi ki neden anestezist olmuyorsun sonra da ağrı tedavisi öğrenirsin doktor olarak seni tatmin edecektir. Sonunda olmak istediğim şeyi bulmuştum. Gerçekten de doktorluk yaptığım hergün boyunca heryeri ağrıyan ve bir türlü mutlu olamayan hastalar görmüştüm. Ben de onlara bildiğim kadar ağrı kesici veriyordum geçmezse başkasına gönderiyordum. Ağrısı olan hastalar zaten böyle doktor doktor gezerler ta ki doğru doktoru bulana kadar ya da biri onlara bu geçmez bununla yaşamayı öğreneceksin diyene kadar. Ağrı doktoru olmak istiyorsam İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesine gitmeliydim. İşte bu kararı verdikten sonraki TUS sınavını kazandım ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon bölümüne başladım. Önce anesteziyi öğrendim. Zor ve yorucu günlerdi ama ben anestezsiyi sevdim yaptığım şeylerin sonucunu görmeyi seviyorum ya anestezide herşey açık ve net üstelik hızla gelişiyor. Hastalara ağrısız ve konforlu cerrahi tedavi şansı veriyor olamak güzel. Sonra yoğun bakımda hasta takip ve tedavi etmeyi öğrendim. Yoğun bakımda yaşama dair de pek çok şey öğrendim. Yoğun bakım hasta için hasta yakınları için ve tabii ki bizim için çok zor bir süreç. Sabırlı olmayı, hoşgörüyü, özveriyi, çok çalışmayı, sevmeyi kısaca hayatı öğretiyor. Hastaların birer istatistik materyali değil başlıbaşına hepsinin özel hayatlar olduğunu ve saygıyı hakettiklerini hatırlatıyor. Sonra ağrı kliniğine başladım kronik ağrının nasıl bir şey olduğunu gördüm. Bütün dünyada insanların en çok doktora gelme nedeni ağrıdır bunu biliyordum da bu ağrıyla yaşamaktansa öleyem diyen insanlar olduğunu bilmiyordum. Bunu gördüm ve ölmeyi bile isteyen hastalara yaşam umudu olabilmenin ne kadar güzel bir his olduğunu öğrendim. Sonra ağrı tedavisinde daha neler yapılıyor bunları araştırdım ve nöral terapiyle tanıştım nöral terapiyi öğrendim ve uygulamaya başladım. Hastalar daha hızlı ve etkili biçimde iyileşiyorlar ve ben onların gözlerindeki şükran duygusunu gördükçe mutlu oluyorum. Daha sonra Avusturyada ağrı merkezine gittim onlar neler yapıyorlar göreyim istedim. Hala ağrı tedavi etmeye ve bu konuda kendimi sürekli geliştirmeye devam ediyorum. Bana tıbbı ve hasta tedavi etmeyi öğreten Oamangazi Üniversitesi Tıp faültesindeki, uzmanlık eğitimi aldığım İsatanbul Üniversitesi anestezioloji ve reanimasyondaki bütün hocalarıma saygı ve şükranlarımı sunarım. "