AĞRI

Ağrılar Ağrı tarih boyunca hekimleri meşgül etmiş ve bunu tedavi etmek için çeşitli yollar denenmiş. Eski mısırlılar, inkalar, anadolu uygarlıkları afyon, koka yapraklarını ve daha pek çok otu ağrı kesici olarak kullanmışlar. Daha sonra özellikle rönasans ve sonrasında pek çok çalışma yapılmış, sinir sistemi ve ağrının yolları hakkında pek çok bilgi edinilmiş.

Basitçe ifade etmek gerekirse:
parmağınızla bacağınıza dokunduğunuzda bu hissi algılamanız kaç saniye sürdü?
Saniyeden kısa mı?
Nasıl oldu bu ?
Derimizde nosiseptör denen algılayıcılar dokunma bilgisini aldı medulla spinalise yani omurgamız içerisinde gizlenmiş ve beyin ve vücut arasında otoban görevi gören yere gönderdi. Ordan da bilgi beyine ilgili yere ulaştı algılandı ve tekrar bacağınıza döndü. Ağrı duyusu da dokunma duyusu gibi, benzer yolu kullanıyor ancak otobanda ağrıyla ilgili bilgi geldiğinde geçmesine izin veren ya da vermeyen kapı var bu yüzden bazı ağrılı uyaranlar ağrı olarak algılanmayabiliyor. Vücudumuzda bir de kendi kendine çalışan otonom sinir sistemi var vegetatif sinir sistemi de deniyor. Bu da saç ve tırnak hariç vücudumuzu ağ gibi sarıyor ve tabiki omuga ve beyin de vegetatif sinir sisteminin önemli elemanları. Bu sistemin vücutta çok önemli işlevleri var size kaç Ya da savaş diyen sistem. Vücüt salgıları, sıvı dengesinin düzenlenmesi, tüm iç organlarımızın çalışması.Ağrının oluşum ve iletim mekanizmasında rol alıyor. Bütün bedeni ve hücreleri birbirinden haberdar ediyor. Bu sistemde hata oluşması, sistemin sürekli uyarı altında olması akut bir ağrının kronikleşmesine neden olabiliyor. Ağrı mekanizması biraz karışık tedavisi de bu yüzden bazen zor ve karışık olabiliyor.

İYİ BİR AĞRI TEDAVİSİ NASIL OLMALIDIR?

Ağrılar Ağrı bir hastalık belirtisiyken müzminleşip hastalık haline gelebilir. Ağrının kronikleşme süreci ve iletim mekanizmaları karmaşık bir yapıya sahiptir. Herkese deva olan bir yöntem yoktur. Herkesin ağrısı aynı isimle adlandırılsa bile aynı değildir. Süresi, şiddeti ve en önemlisi nedenleri farklıdır. Bu yüzden hastalık değil kişinin tedavisine yoğunlaşılmalıdır. İyi bir tedavi için ağrının nedeni var mı yok mu? Ne tür bir ağrı mekanizması var? Günlük yaşamı etkiliyor mu? Kişinin tedaviden beklentileri neler? Eşlik eden şikayetleri ve hastalıkları neler? gibi soruların cevabı aranmalı, tek yöntemle sınırlandırılmamalı birbiriyle uyumlu ve mantıklı yöntemler, birlikte uygulanmalıdır. Ağrı tedavisinde hedef ağrıyı dindirmek olmalıdır bu yapılırken de hastaya zarar verilmemelidir. Dünya sağlık örgütünün özellikle kanserli hastalar için çıkardığı basamaklı ağrı tedavisi uygunsuz biçimde çok veya yetersiz ağrı kesici kullanımını önlemeye yöneliktir. Ağrının şiddetine göre ağrı kesiciler belirlenmeli, uygun dozda ve aralıklarda kullanılmalıdır.

Hipokrat "DİVİNUM EST OPUS SEDARE DOLOREM" ifadesiyle ağrı dindirmenin ilahi bir sanat olduğunu ifade etmiştir.